Loading...

Giresun Bildirisi


Giresun Bildirisi

GİRESUN BİLDİRİSİ
 

Başlarken derim Elhamdü…..
Zamanda encamını sorarım ey, Hamdi
İtler arıyor delecek bir post
Hal hatır sormuyor dost dediğin dost

“Pirim bir ay aç kalmış bak nasıl açlığın söyler
Tüm açlıktan inleyen açlar Bayramını neyler”

Can Dost
Yeşilden maviden
İyot kokan yosunlu konaklardan
Güzele hayran ağzı açık Gedik Kaya’dan
Selam…
Oyalı yazmalı, üç beş etekli
Keşan şallı, hamsi gözlü
Elik sekişli
Giresunlu kızlardan selam.

Giresunlu öğünür Mican’ıyla
Bir fındığın içini yarinden ayrı yemez
Katlanır bir yar için ömür boyu hapsa
Sever fındığıyla ve sevdalanır.

Ay doğar sini sini
Hep altın tabak
Denizin ortasında hayırsız ada
Tarihi çevirir yaprak yaprak
Asmalıdır meyhane kapıları
Sevilerini, kinlerini anasonla yıkar
Giresun yiğitleri
Efkar dağıtır, sorar hal hatır.

Fındık türkülerdeki gibi değil burada
Alın teri emektir
Alivre, daleveradır.
Emekte çiledir altın çotanak
Faizcide bire bin veren kan renkli gül

Akşamları başkadır yalısı
Altın yapraklar uzanır mavi sularda
Kayıklar serpiler inciler gibi
Bir boğuşma başlar karanlığa dek

Serpilir ağlar
Çekilir ağlar
Çeken ağlar

Sevincinde kara gölgedir deniz ağları
Balık yüklü tekne sevinçtir, tüten her evde
Balıkçıyı aldatır hain Vonalı
Vurur yüzlerce deniz emekçisinin
Alın terini taşır kentlere

“Oy Giresun yalı yalı
Kayığımız boyalı
Aldatıyorsun bizi
Seni hain Vonalı”

Uyanmalı ey uyartmalı
Aldatanı mutlaka
Şah damardan vurmalı
.

Kara değildir göller Karagöl yaylasında
Kekik yavşan içinde tam yedi göl
Büyük gölün boyunda kırk kızlar taş olmuş

Yaylanın çimeninde yayla çiçeği gibi açmışlar
Buzulla sarınmışlar
Sevdanın, güzelin göz yaşı olmuşlar

Yıllarca yaşanmış kolektif sevinç
Söylenmiş sevda türküleri
Kinlendiklerinin yüreğine sıkarcasına
Yaylanın çimenine sıkılmış kurşun
Çevrilmiş kuzular nar olmuş
Yaşamak için kavga ant olmuş, sevda olmuş

Yıllarca kurulmuş sofralar
Yaylanın çimeninde

Yaşanmış büyük aşklar
Taş olmuş, örgü olmuş, göl olmuş
Büyük sevdalar.

Satılmış birer birer obalar
Yayla ağaçlarının namlusu olmuş Karagöl yaylası
Kan olmuş, can olmuş canlara mezar olmuş Yayla otlakları

Mutlu türkülerin yerini ağıtlar almış
“Rakı koydum fincana
Hele bakın Mican’a
Kör olası Kel Seyid
Nasıl kıydın bu can’a”
Sürer gider Karagöl’ün öyküsü
Kinli olmuş yiğitlerin türküsü

Kümbet yaylasının
Tam uç noktasında
Dizi dizi mezarlar
Belki aşamamışlar
Doyasıya yaşamamışlar
Donup kalmışlar tam bu uç noktada
Bekleyenleri avunsun diye
Onları doyurmak sevgiye
Zavallılar dönmesin diye
Şehitler denilmiş.
“Biz kamayı kuşandık
Yürüdük yoldan usandık
Vurma kalleş kamayı
Zaten yaşarken yandık”

Oy kamalı kamalı
Uyartmalı oy uyanmalı
Cehaleti vurmalı
Vurguncuyu vurmalı
Tefeciyi vurmalı
Hep çektik ömür boyu
Niye çektik niçin çektik
Öğrenmeli sormalı
Yayla bizim olmalı.

Orman bizim olmalı
Fındık bizim olmalı
Deniz bizim olmalı
Şöyle yalı boyunda
Yaylanın çimeninde
Bir horon tutturmalı..

Yavuz Kemal Dereli